İçeriğe geç
Afurca

Şecere / Soyağacı

Picture5

Bir de Afurca şeceresi olmalıdır ki bizim yaptığımız araştırmaya göre Quba şehir merkezindeki Ağ Mescid’in imamı Elnur Efendide Afurcalı Seyyidlerin bir şeceresi mevcuttur. Bu şecere de Afurca’daki akrabalarımız tarafından temin edilip bize gönderilirse o zaman daha kapsamlı bir karşılaştırma yapma imkanı ortaya çıkacaktır. Afurca’daki seyyidlerden bu hususta yardım talep ediyoruz.

Sözlükte “ağaç” anlamına gelen şecere (الشجرة) kelimesinin kökü şücûr “bağlamak, ihtilâfa düşmek” mânasındadır. Ağaca şecer denmesinin sebebi bazı dallarının birbirine girmesidir. Bir kişinin, bir ailenin kökü durumunda olan en uzak atalardan başlayarak gövde ve dallar konumundaki babaları ve onların çocuklarını gösteren ağaç şeklinde şematik çizime şecere denir. Ayrıca soy ağacı, soy kütüğü, ensab kütüğü, nesepnâme, silsilenâme kelimeleri de bu anlamda kullanılmaktadır. Türkler’de, İranlılar’da, Hint ve Arap geleneğinde şecere tesbitine büyük önem verilmiş, soylu bir aileden gelmek toplumsal üstünlük ve ayrıcalık kabul edilmiştir. Özellikle yönetici kesimin nesebinin ortaya konması ayrı bir önem taşırdı.

Hz. Peygamber’in, şeceresi Hz. İbrâhim’in oğlu Hz. İsmâil’in soyundan gelen yirmi birinci göbekten atası Adnân’a kadar bilinmektedir. Hz. Peygamber, Allah Teâlâ’nın İsmâil oğullarından Kinâne’yi, Kinâne’den Kureyş’i, ondan Benî Hâşim’i, Benî Hâşim’den de kendisini seçtiğini belirterek şeceresinin temizliğine işaret etmiştir (Müslim, “Fezâil”, 1). Resûl-i Ekrem’in soyu torunları Hz. Hasan ve Hüseyin’le devam etmiş, şecere geleneği sonraları daha çok onların soyundan gelen seyyid ve şeriflerin köklerini ispat için önemli olmuştur.[1]

Bu bağlamda İmam Cafer Sadık efendimiz seyyidlerin ana-baba isimlerini kaydetmelerini ısrarla tavsiye etmiştir. Böylece bu geleneğin bir devamı olarak hem Malatya'daki (Hamidiyeliler) hem de Manyas'taki (İrşadiyeliler) seyyidlerin ellerinde dedelerinden kalma şecereler mevcuttur.

İrşadiyeli seyyidler bu şecerelerle daha çok ilgilenmişler ve değişik çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmalardan ilki herhalde rahmetli Seyyid Allaeddin Güngör'ün yaptırmış olduğu yeminli tercüme olmalıdır. İkinci sırada merhum Seyyid Mahir Üzgör'ün yaptırdığı şecereyi yeniden hattata yazdırma ve tercüme çalışması bulunmaktadır. Sonra da sırasıyla merhum Seyyid Maruf Çaksu ve merhum Seyyid Ali Abdullah Akın'ın yaptıkları derlemeler gelmektedir. Allah hepsine gani gani rahmet eylesin.

Hamidiyeli seyyidlerin ise bizim bu çalışmamızdan önce bilinen başka bir çalışmaları bulunmamaktadır. Seyyid Emrullah başlığı altında bahsedilen 1229 H. tarihli şecerenin orijinali bizde mevcuttur. İnşaallah bu şecerenin tercümesi ve Manyas şecereleri ile karşılaştırılmaları tarafımızdan yapılıp buradan paylaşılacaktır.

Bir de Afurca şeceresi olmalıdır ki bizim yaptığımız araştırmaya göre Quba şehir merkezindeki Ağ Mescid'in imamı Elnur Efendide Afurcalı Seyyidlerin bir şeceresi mevcuttur. Bu şecere de Afurca'daki akrabalarımız tarafından temin edilip bize gönderilirse o zaman daha kapsamlı bir karşılaştırma yapma imkanı ortaya çıkacaktır. Afurca'daki seyyidlerden bu hususta yardım talep ediyoruz.

Dedelerimiz kendi dönemlerindeki imkansızlıklara rağmen şecerelere isimleri kaydederek bize kadar ulaştırmışlardır. Bizim mevcut imkanlarımızla bu hususta daha fazla çalışmalar yapabileceğimiz ortadadır. Mesela eski şecerelerin mevcut kısmı hattatlara yeniden yazdırılıp devamında da yeni isimlerin ilave edilmesi ve çoğaltılarak geleneksel şekliyle muhafaza edilmesi bu kabil bir çalışma olabilir. Bu husuta yapılabilecek şeyleri blog platformu üzerinden müzakere etmek çok faydalı olacaktır.

Şecere taramaları yakında burada yayımlanacaktır.

Bu bölümde