Göç Hikâyemiz
İşte bu nedenle önce Babamın Hikâyesini kaleme almak istedim. Bu arada hikâye hep daha gerilere doğru uzadı ve o zaman aslında çok zengin bir öykü ile karşı karşıya olduğumuzu anladım. Biraz tarihi arkaplan ama daha çok babamın anlattıkları ile onun askerde iken tuttuğu notlardan oluşan ilk derlemeyi e-posta ile, mektupla veya elden dağıtmak suretiyle İstanbul’da, Malatya’da ve yurtdışında bulunan bazı akrabalarımıza ulaştırdım. Amacım unutulmaya başlayan diğer güzel hikayeleri de derlemek ve kaybolmalarını önlemekti.
Aslında “Göç Hikayemiz”i araştırma ve bu hikayeyi kaleme alma işini rahmetli babama borçluyum. Herhalde kardeşlerimin içinden onunla en fazla teşrik-i mesaide bulunan bendim.
Çünkü daha ilkokulun ikinci, üçüncü sınıflarından lise son sınıfa kadar onunla beraber çalıştım. Bakkal dükkanımızda onun çırağı idim. O zamanlar okullarımız yarım gündü. Ben günün yarısında okula gider diğer yarısında mutlaka bakkala çalışmaya giderdim. Ayrıca hafta sonlarım, sömestr ve yaz tatillerim, hatta bayramlarım bile hep bu bakkal dükkanında geçerdi. Dükkanın öyle ciddi bir geliri yoktu. Bu nedenle babamın bir yardımcı çalıştırması mümkün değildi. Onun yardımcısı, sekiz-dokuz yaşlarımdan onaltı yaşıma kadar bendim.
Her neyse, bu vesileyle onun çektiği sıkıntıları ve bizler için ne büyük fedakârlıklar yaptığını bizzat görme imkânım oldu. Tabii onun iç dünyasının derinliğine, güçlü maneviyatına, ibadet hassasiyetine, haram-helal konularındaki titizliğine de şahit olmakta idim. Hele okuma ve eğitimle ilgili yaklaşımı daha da etkili idi. Eğitim için yapmayacağı fedâkârlık yoktu. Bu nedenle kendi çocuklarımın eğitimi için benim yaptığım küçük fedâkârlıklar bazan dile getirildiğinde hemen:
“ ̶ Estağfirullah” diyorum.
“ ̶ Babamızın bizim eğitimimiz ve geleceğimiz için yaptığı fedakârlıkların yanında bizim yaptıklarımızın esamesi bile okunmaz!”
İşte bu nedenle önce Babamın Hikâyesini kaleme almak istedim. Bu arada hikâye hep daha gerilere doğru uzadı ve o zaman aslında çok zengin bir öykü ile karşı karşıya olduğumuzu anladım. Biraz tarihi arkaplan ama daha çok babamın anlattıkları ile onun askerde iken tuttuğu notlardan oluşan ilk derlemeyi e-posta ile, mektupla veya elden dağıtmak suretiyle İstanbul’da, Malatya’da ve yurtdışında bulunan bazı akrabalarımıza ulaştırdım. Amacım unutulmaya başlayan diğer güzel hikayeleri de derlemek ve kaybolmalarını önlemekti.
Hikaye ağırlıklı olarak babamı anlatıyordu bunun farkındaydım. Ama hikayenin başında ve sonundaki notlarda akrabalarımızdan göçle ilgili duyduklarını, büyüklerimize ait hayat hikayelerini, veya başka bilgi ve belgeler varsa –ki mutlaka olduğuna inanıyorum- bana ulaştırılmasını talep ettim. Burada maksadım âcizane babamın hikâyesini anlatmak suretiyle belki daha ilginç öyküler toplamak onları bir araya getirip herkesin istifadesine sunmaktı. Böyle hikayeler henüz gelmedi. Ancak bu tarz bir çalışmaya girişmem nedeniyle çok olumlu, teşvik ve takdir edici geri dönüşler aldım. En önemlisi, rahmetli babamın henüz sağken bu ilk derlemeyi görmesi, okuması ve pek memnun olmasıydı. Memnuniyetini kendisini ziyaret edenlere mutlaka bu çalışmayı göstererek, hatta bazan bazı kısımlarını okuyarak gösteriyordu. Emekli öğretmen olan dayım Zekeriya Günhan böyle bir çalışmayı kendilerinin yapmamış olmalarından dolayı üzüntüsünü dile getirmiş ve geç de olsa yapılıyor olmasına da çok sevindiğini ifade etmişti. Yine babamın amcazâdesi, halam Hatice Bayraktar hikayeyi ilk dinlediğinde çok duygulanmış ve sesli olarak ağlamıştı.
Devamı: