Tarihi Belgeler
Bu çalışma ile aynı zamanda Osmanlı Salnâmelerinden bazı tarihi belgeler ile şeceremizin üç değişik versiyonuna ulaşma imkanı buldum. Böylece elimizdeki sınırlı malumat ile bildiğimiz şeylerden bilmediklerimize doğru yol almaya başladık. Meselâ İstanbul’da bulunan akrabalarımızdan İsmail Gündüz beyefendi, ilk derlemeyi okuyup değerlendirdikten sonra konuyla ilgili olarak bana iki kitap verdi.
Bu kitaplardan biri Seyyid Ahmed Hüsameddin Hazretlerine ait “Mevalid-i Ehlibeyt” adlı eser idi. Bu kitap, Seyyid Ahmed Hüsameddin hazretlerinin mahdûmu Musa Kâzım Öztürk tarafından sadeleştirilerek “İslam Felsefesine Işık Veren Seyyidler (Tûbâ Ağacının Meyveleri)" adı ile neşredilmişti. Kitapta Peygamber Efendimizden başlayarak 40 seyyidin hayat hikayeleri ve özellikleri anlatılmaktadır. Kitaptaki biyografilerden çok istifade ettik. Ancak özellikle kitabın Başlangıç Bölümü’nde ele alınan hakiki seyyidliğin manevi sorumlulukları hakkındaki malumat bizim için çok daha aydınlatıcı ve faydalı olmuştur. Bu malumata sonraki başlıklar altında yer verilmiştir.
İkinci kitap, yine Seyyid Musa Kâzım Öztürk tarafından kaleme alınan “Seyyid Hüsameddin Hazretleri’nin Hayatı ve Eserleri” idi. Çalışmamızın İkinci Bölümündeki “Ehlibeyt İlk olarak Kafkasya’ya Ne Zaman Geldi?” başlığı altında verilen bilgiler de büyük ölçüde bu kitaptan alınmıştır. Seyyid Ahmed Hüsameddin Hazretleri 13 yaşındayken babası Seyyid Muhammed Said Efendi ile birlikte Derbend’den İstanbul’a oradan da Medine-i Münevvere’ye gitmiş ve 11 yıl orada mücavir olarak kalmıştır. Bu sırada Seyyid Hazretleri, kendi ecdadının Kafkasya’ya ne zaman ve ne suretle intikal ettiklerini ciddi şekilde araştırmış ve böylece, aslında bütün Ehlibeyt mensuplarının bölgeye ilk gelişlerinin nasıl olduğunu net bir şekilde ortaya çıkarmıştır.
Seyyid Ahmed Hüsameddin Hazretleri gibi, maddi ve manevi ilimlerde söz sahibi, Arapça ve Türkçe’ye aynı oranda vâkıf[*] bir âlim tarafından bu meselenin açıklığa kavuşturulması bu hususta kulaktan kulağa yayılan değişik rivayet ve söylentileri geçersiz kılmıştır. Dolayısı ile göç hikâyemizdeki çok önemli bir boşluk, akrabamız İsmail Gündüz beyefendi ve onun temin ettiği bu kitap sayesinde sağlam bir kaynaktan alınmak sûretiyle doldurulmuştur.
Bu arada özellikle bazı ilahiyatçı akrabalarımızdan müslümanların nesepleriyle fahirlenmelerinin doğru olmadığı mealinde geri dönüşler aldım. Evet çok haklı idiler. İyi bir iş yapmak isterken, böyle tehlikeli bir yanlışa sebep olmamak için, niyetimizin kuru bir övünme olmadığı, seyyid olmanın bize lütfedilmiş bir ihsan-ı ilahi olduğu, bu nedenle de aynı zamanda çokca şükür gerektiren bir mesuliyet olduğu hususlarını tekrar ifade etmemiz gerekiyor. Hikayemizin asıl amacına hizmet etmesi için en önemli katkılardan biri de bu konunun hatırlatılması idi. Hikayemizi okurken bu mülahazanın hiç akıldan çıkarılmaması gerekir. Bu takdirde inşaallah çıkarılması gereken dersler çıkarılır ve kıssadan hissemizi alırız. Allahü Teâla bizi bir cahiliye âdeti olan olan soy-sop fahirlenmesinden muhafaza etsin...
Bu web sitesi sürekli olarak güncellenecektir. Başta hatalarımız varsa onları bildirmenizi, ikinci olarak da her türlü katkılarınızı göndermenizi rica ediyoruz. Bu arada sayfamızı özellikle genç nesillerimize tavsiye etmeniz ve okutmanız onların kendilerini tanımalarına vesile olacaktır.
Allaha emanet olun...
[*]Seyyid Ahmed Hüsameddin Hazretleri, her iki dilde de çok değerli eserler vermiş ancak bunların pek azı bize intikal etmiştir. 1918’deki büyük Fatih yangınında evi ve istinsah ettiği yüz kadar eseri yanmıştır.