Nurlu Şehir Medine
Son Elçinin (SAV) izini takip edenler özellikle de onun mübarek soyundan gelenler kıyamete kadar hep hicret edeceklerdi. Çünkü hicret, inancın sınanması, fedakarlığın, fani şeylere bağlanmamanın ve adanmışlığın adıydı. Hicret, mâsivâdan arınmanın, sadece O’na yönelmenin, O’ndan istemenin ve O’ndan beklemenin fiilen ortaya konduğu bir eylemdi. Bu sebeple Allah (CC) her devirde sevdiği kullarını, bu arada başta en sevdiği kulunu ve O’nun pak neslini hicrete yönlendirmiş ve hicret etmelerini gerektirecek şartları yaratmıştı ve yaratmaya devam etmekteydi.
İlk Cuma’yı müteakip artık hasretle yanmış gönüllere ab-ı hayat sunmak ve kıyamete kadar orayı aydınlatıp “Münevver Şehir (El-Medinet-ül-Münevvere)” yapmak üzere Yesrib’e hareket edilmişti. Herkes develerine binmiş devesi olmayanlar da yaya olarak yola çıkmıştı. Yesrib’de heyecan ve coşku had safhadaydı. Kadınlar, çocuklar, gençler bütün şehir Veda tepelerine doğru toplanmıştı. Def sesleri eşliğinde neşeli şarkıların sesleri geliyor, Hasan bin Sabit kasideler okuyordu:
“Talea-l-bedru aleynâ min seniyyê-til-veda’
Vecebe-şşükru aleynâ mâ deâ lillâhi dâ’...”
“Ay doğdu üzerimize Veda tepelerinden
Şükür gerekti bizlere Allah’ın davetinden
Ey bizden seçilen Elçi yüce bir davetle geldin
Sen bu şehre şeref verdin ey sevgili hoş geldin..."
İşte bu büyük göç, insanlığın cahiliyenin zifiri karanlıklarından imanın göz kamaştıran aydınlığına; vahşet ve barbarlıktan, melekleri imrendiren gerçek insanlığa ve mutlak medeniyete doğru yaptığı en son ve en mükemmel yönelişti. Fakat bu bir kereye mahsus değildi. Son Elçinin (SAV) izini takip edenler özellikle de onun mübarek soyundan gelenler kıyamete kadar hep hicret edeceklerdi. Çünkü hicret, inancın sınanması, fedakarlığın, fani şeylere bağlanmamanın ve adanmışlığın adıydı. Hicret, mâsivâdan arınmanın, sadece O’na yönelmenin, O’ndan istemenin ve O’ndan beklemenin fiilen ortaya konduğu bir eylemdi. Bu sebeple Allah (CC) her devirde sevdiği kullarını, bu arada başta en sevdiği kulunu ve O’nun pak neslini hicrete yönlendirmiş ve hicret etmelerini gerektirecek şartları yaratmıştı ve yaratmaya devam etmekteydi.
Devamı: