İçeriğe geç
Afurca
İrşadiyeli Seyyidler

İrşadiye

Köyümüz

Ağaçları besleyen kökleridir. İnsanları geçmişleri, milletleri de tarihleri ve sosyal hafızaları…. Kim olduğunu ve nereden gelip nereye gittiğini bilmeyenler, rüzgar önünde savrulan zayıf ve kişiliksiz nesneler olarak kalır ve kendileri nasıl geçmişlerini unuttularsa, gelecekleri de artık geçmiş olan kendilerini unuturlar. Bizler unutmamak ve unutulmamak için bu sayfayı açtık.

Bu sayfamızda, özellikle gençlerimize kendilerinin kim olduklarını ve kısa tarihçelerini tanıtmayı amaçladık. Başlangıç olarak bir makale ile bu görevi yaparken, geleceğini umduğumuz yeni çalışmalarla, küçük bir arşiv oluşturmak niyetindeyiz. Bunun için köyümüzle başlıyoruz:

İrşadiye (Seyitler) Köyü ve Keçiağılı Mahallesi

Balıkesir’in Manyas ve Susurluk İlçeleri arasında her iki İlçeye de 17 km. uzaklıkta, 80 hanelik bir köy İrşadiye. Köyümüzün, Keçiağılı Mahallesi ise, camisi ve modern görünümlü yeni evleri ile bir köy büyüklüğüne ulaşan ve İrşadiye’ye 5 km. uzaklıkta şirin bir yerleşim birimi. Her iki köy de 1864 yılında Gazavat’ın sona ermesinden sonra, o dönemde Kuba Hanlığı olarak bilinen ve tebaanın Dağıstanlı olarak nitelendirildiği bugünkü Kuzey Azerbaycan’ın kuzeyindeki Kuba şehrine bağlı Afurca Köyünden gelmişlerdir.

Afurca’nın fotoğraflarına baktığımızda şu andaki köyümüzle olan benzerlik gerçekten şaşırtıcıdır.

İlk muhacirler olan dedelerimiz, Yazıhan (Malatya) ve Tokat Niksar Yarbaşı Köyünde bir süre kalmışlar. Niksar’da ise sıtma hastalığı nedeniyle aşırı ölümler ve çevre halkıyla intibak edilememesinden dolayı, Manyas’ın Keltepe eteklerine yakın bir ormanlık alana yerleşmişlerdir. Bugün Yazıhan’da 25 haneye yaklaşan akrabamız bulunmaktadır. Hemen her evde olan şecerelerde Seyitlik Osmanlı otoritelerinin imza ve mühürleriyle belgelenmiş. Seyitler, yani Peygamberin soyundan geliyorlar. Abdülhamit’in imza ve mührünün olduğu şecereleri var. Kafkasya’da seyitler, Çeçen, Çerkes, Dargin, Lak, Tat, Terekeme ve Lezgi dillerinde konuşuyor olsalar da neseplerini şecereleriyle korumuşlar. Hiç kuşkusuz, kafkasya seyitler, diğer Türk ve Kafkas halklarından evliliklerle büyümüşlerdir.

İlk gelenlerin tamamı Şafii mezhebinden iken, zaman içerisinde tamamı Hanefi olmuştur. Seyitlerin bölgeye yaklaşık bundan 1200 yıl önce gelen ilk dedelerinin, Kuzey Azerbaycan ve Dağıstan’ın bir kısmının İslamlaşmasında etkisi olmuş. Bu arada şunu belirtmek gerekir ki, Dağıstan’ın hemen her kabilesinde Seyitler ve Sahabe soyundan insanlar vardır. Bunun sebebi Dağıstan’a İslam’ın tebe-i tabiin döneminde yani Peygamberimizden 100-150 sene sonra torunları ve sahabe nesli tarafından getirilmesi ve gelenlerin irşat amacıyla bu topraklara yerleşmesidir. Köyün bugünkü adının İrşadiye olması da bu sebeptendir.

Dağıstan Türkçesi yaşlılar arasında halen az da olsa konuşuluyor. O bölgenin bütün milletlerinden kız alıp vermenin etkisiyle tiplerde bir çeşitlilik gözleniyor. Son derecede dindar ve vatansever aileler. Kafkas cephesinden Çanakkaleye Yemenden Balkanlara kadar her cephede bu köyden verilen şehitler vardır. Köyün, diğer Dağıstan köyleriyle irtibatı çok yoğun değildir. Ancak komşu Yayla köyü, Ortaca ve Çamlıyla kız alıp verme nedeniyle akrabalıklar kurulmuştur. Bunun dışında hemşehrilerimiz genellikle kendi köyümüzden evlenmişlerdir.İrşadiye Köyü 1950’lerden sonra İstanbul’a büyük göç vermiştir. Bugün Bayrampaşa’da İrşadiyeliler bir mahallede 90 hane, Karagümrük’te 30 hane, Beşyüzevler’de 38 hane, Başakşehirde 10, Esenler’de 10 hane olarak yerleşmişlerdir. Diğer yerlerde dağınık olarak yerleşenlerle birlikte İstanbul’da toplam 200 haneye yaklaşık bir nüfus oluşturmaktadırlar. Ekonomik nedenlerle yapılan bu göç sebebiyle neredeyse 5–10 haneye düşen İrşadiye Köyü, emekli olan ve ekonomik durumunu düzelten hemşerilerimizin özellikle 1990 sonrasında yaptıkları yazlık evlerle 100 haneye ulaşmıştır. Halen yeni evlerin yapılmasına devam edilmektedir. İstanbul’a yerleşen hemşehrilerimiz, başta tekstil, kuyumculuk ve pazarcılık olmak üzere farklı alanlarda işlerini kurmuşlardır. Değerli işadamlarımız vardır. Yeni yetişen gençlerin bir çoğu üniversitelerde okumakta ve mezun olanlar farklı yerlerde çalışmaktadırlar. Bugüne kadar Vali, Hakim, Profesör, Doçent, Okutman, Avukat, Doktor, Araştırma Görevlisi, Kontrolör, Öğretmen ve İmam olarak devlet dairelerinde çalışan veya çalışmış hemşehrilerimiz vardır. Dedelerimiz ilk geldikleri dönemden itibaren Türkiye’de de medrese usulü hafız yetiştirmeye devam ettiklerinden hafız sayısı fazladır.Tekstil konusunda ortak bir şirket kurulmuştur. Kültür ve Dayanışma Dernekleri kurulmuş ve faaliyetlerini sürdürmekte olup ancak, diğer Dağıstanlılarla ilişkiye geçemeyen dar çerçevede hareket edebilen çalışmalarıyla son derece sınırlı kalmıştır. Şu anda gençler arasında dayanışmanın daha fazla olduğu ve kültürel faaliyetlerin 1990 sonrasında hızlandığı kaydedilmesi gereken bir husustur. İstanbul Bayrampaşa’da İrşadiyeliler Kültür ve Dayanışma Derneği adıyla faaliyet gösteren dernek, kültürel faaliyetlere ağırlık vermektedir. Ölüm, düğün, hastalık ve bayramlarda bir araya gelme ve acısı olanların yardımına koşma adetleri, takdire şayan bir şekilde devam etmektedir. Hatta 1992 yılından bu yana Kafkasya’daki akrabalarla da ilişkiler kurulmuş ve ufak çapta da olsa karşılıklı ziyaretler yapılmıştır. 1970’lerde Dağıstan halıları orijinal desenleriyle birçok evde dokunurdu. Şu anda halı dokuma tamamen unutuldu. Kültür mirasımızdan bir parça olarak evlerimizde ve camilerimizde sayıları azalan örnekler halini aldı. Dedelerden kalan el yazması Kur’an, şecere ve diğer kitaplar ile birkaç Kafkas kaması da tam olarak korunamamıştır. Köye ait yemekler; hınkal, dovga, dipli pilav, haşil, mütercem, kıtap, gağal ve semeni’dir. Hemşehrilerimiz çayı genellikle açık ve kıtlama olarak, günde üç-beş kez demleyerek çok sayıda içerler. Sütlü çay da yaygın içeceklerdendir. Çocukluk yıllarımızda düğünlerde Kafkas oyunları oynanırdı. Düğünlerde delikanlı gecesi adıyla orta oyunu türünden oyunlar halen oynanır. Bunların dışında örf ve adet olarak çok fazla bir şey kaldığını söylemek doğru olmaz. Yazan:Y.O

Bizim kökümüzü oluşturan dedelerimiz ve ninelerimizdir. Biz de onlar için buluşma yerimizde bir sayfamızı ayırmışız çok mu… Bu sayfaya herkesin katılımını bekliyoruz. Büyüklerimizin, özgeçmişlerini ya da kronolojisini göndererek bu sayfayı dinamik tutabiliriz. Lutfen, eksikliklerimizi bize hatırlatın.

  • Aslan: Murat
  • Aydın: Hafız Tahir- Muhammed Resul
  • Çaksu: Vahap
  • Çetin: Recep Kahya
  • Ertuğrul: Kerim Hoca – Yusuf Hoca
  • Esen: Abbas
  • Gezgin: Ahmet (Zavar)
  • Güçlü: Kudret
  • Gülen: Vahit çavuş (İsa)
  • Gündüz: Mehmet
  • Güngör: Fazlı efendi
  • Kaya: Sefer
  • Uğurlu: Molla Tayyip
  • Özcan: Şahbaba – Hacı İbrahim
  • Özdemir: Garip
  • Özkan: Musa Çavuş
  • Son: İmam Abdülhalık
  • Turan: Mehmet hoca
  • Üzgör: İsmail – hacı ibrahim
  • Yalçın: Zekeriya – resul
  • Yaşar: Yahya
  • Yavuz: Osman onbaşı
  • Yıldırım: Mehmet – şaban
  • Yıldız: Bilal – Mehmet
  • Yılmaz: Esadullah-Hutbettin
Bu bölümde