Mekke'den Yesrib'e
Yolculuk (622 m.)
Kılavuz, yolcusundan gözünü alamıyordu ancak daha fazla bakamadan başını önüne eğmişti. Sonra Mekkeliler bu adamdan ne istiyorlarki diye kendi kendine sormadan edememişti. Zira O’nun simasına bakmak, aslında O’ndan zarar gelmeyeceğini anlamak ve O’na güvenmek için yeterliydi.
Mekke ile Yesrib arasındaki yoculuk... Ebubekir çölü iyi bilen bir “kılavuz” tutmuştu. Kılavuzla buluştuklarında Ebubekir çok yorgun ve uykusuz görünüyordu. Zira mağaradaki haşerattan yol arkadaşı zarar görmesin diye üç gün gözünü kırpmadan nöbet tutmuştu. Kılavuz, Araplar arasında çölü en iyi bilmesiyle ün salmış biriydi ve Ebubekir’i de çok eskiden beri tanıyordu. Ebubekir’in bu işi kendisine büyük bir gizlilik içinde teklif etmesine bir anlam verememişti. Fakat sonradan yanındaki kişinin Mekkelilerin başına ödül koydukları kişi olduğunu öğrendi ve merak içinde O’nu süzmeye başladı:
Dalgalı saçları omuzlarına dökülüyor, uzun ince hilal gibi kaşları, siyah uzun kirpikleri ile birlikte kendisine ayrı bir mehabet katıyordu. Bu kadar yakışıklı birini daha önce hiç görmemişti. Yüzüne bakınca içini bir ferahlık kapladığını hissetti. Buğday tenliydi. Alnı açıktı ve ortasında bir nur parlıyordu. Yüzü değirmi, yanakları açık pembeye çalıyordu. Çehresinde duygularını hemen yansıtıverecek bir berraklık vardı. Gözleri ezelden sürmeliydi sanki, beyazı çok beyaz, karası kapkaraydı. Burnunun hafif kemerli olması yüzüne ayrı bir güzellik katıyordu. Ağzı ne çok büyük, ne de çok küçüktü. Beyaz, bakımlı ve muntazam dizilmiş dişleri vardı. Konuşurken sanki inci tanelerinden çıkan parıltılar gibi parıltılar görünüyordu.
Kılavuz, yolcusundan gözünü alamıyordu ancak daha fazla bakamadan başını önüne eğmişti. Sonra Mekkeliler bu adamdan ne istiyorlarki diye kendi kendine sormadan edememişti. Zira O’nun simasına bakmak, aslında O’ndan zarar gelmeyeceğini anlamak ve O’na güvenmek için yeterliydi. Yol boyu O’ndaki harikulâdelikleri gördükçe kılavuzun hayreti ve saygısı kat be kat artıyordu. Mesela, çölde rastladıkalrı bir çobanın kısır keçisinden süt sağıp karınlarını doyurmuşlardı. Ödül için peşlerine düşen Suraka da kendilerine yaklaşınca kuma gömülmüş ve ancak af dileyip müslüman olunca kurtulabilmişti.
Yesrib
Öte yandan Yesrib’liler günlerdir yüksek ağaçlara ve damlara çıkıp ufku gözetliyorlar ve merak içinde, geciken kutlu misafirlerini bekliyorlardı. Nihayet birisi bağırdı:
“ ̶ Geliyor, geliyoor, beklediğiniz kişi geliyooor!”
Yesrib bir anda çalkalanmaya başlamıştı... Yesrib’liler genç-ihtiyar, kadın-erkek hep birlikte evlerinin damlarına çıkmaya, ellerini gözlerine siper ederek ufuktaki karaltıları biribirlerine göstermeye başlamışlardı. Herkeste tatlı bir telaş, bir an önce O’nu görmek istiyorlardı.
Ancak Kutlu Misafir çölde 11 günlük yolculuktan sonra oldukça yorgun düşmüştü. Arkalarında onları takip edip yakalamak isteyen ödül avcıları vardı. Bu nedenle gündüzleri çölde gizleniyorlar ve geceleri yol alıyorlardı. Yesrib’e bir saatlik mesafedeki Kuba köyüne varmışlardı. Burada bir müddet istirahat edip Yesrib’e dinlenmiş bir şekilde gideceklerdi.
Devamı: